Semihi VURAL
Taş Han Mersin’in geçmişten günümüze ulaşan en eski yapıların birisidir. Yaklaşık 1400 metrekarelik bir tabana oturmuştur. Karakteristik iç mekânda sekiz boyuna, dört ve üç enine, iki katta toplam kırk dört adet Selçuklu tipi kemerle donatılmıştır. Zemin katta otuz beş, üst katta yirmi sekiz ayrı dükkân yer alır.
1865-66 yıllarında Halep vilayetinin sancaklarından birini oluşturan Adana sancağı; Adana, Tarsus, Mersin ve Karaisalı kazalarından meydana gelmekteydi. Kazalar mutasarrıflarca yönetiliyordu. Mersin, 1887 senesinde Tarsus kazasının katılması ile Adana vilayetinin sancağı olmuştur. Böylece Mersin sancağı, liva merkezi olan Mersin kazası ve Tarsus kazasından meydana gelmişti.
Mersin’de eğitimin tarihi gelişimi, ekonomide olduğu gibi hızlı gelişme gösterememiştir. 1885 yılında, Mersin’de yedi yabancı okul bulunduğu halde, ancak aynı sayıda Türk Okulu vardı. O tarihlerdeki Türk ve yabancı nüfus dikkate alındığında geri kalmışlık daha iyi anlaşılabilir.
Taşhan 1871 tarihinde inşa edilmiştir. Binanın ilk sahipleri ünlü Rum tüccar ve Mersin’de yatırımlarıyla ön plana çıkan Mavromatti ile Devlet Şurası azalarından Vayvani’dir. Taşhan, zemin katı ticarethane ve dükkân, üst katı ise büro, acente ve konaklama birimleri olarak planlanmıştı.
1895 yılında Mersin Mutasarrıfı olan Neş’et Nazım Paşa zamanında Türk okullarının gelişmesi ve yaşamlarını sürdürebilmesi için, bunlara gelir kaynakları aranmıştır. Okulların yönetimi derneklerin ellerinden alınmış ve özel bir komisyona devredilmiştir. Üzerindeki oteli olan Taşhan Binası ve önündeki İskele geliri ile okulların masrafları ve öğretmenlerin maaşları karşılanmıştır.
Kent içinde, Mesudiye Mahallesi’nde halen faaliyette bulunan “Kayatepe” ile Mahmudiye Mahallesi’ndeki uzun süre tedrisat yapılmış olan okullar da bu komisyonun eseridir. Ayrıca Mersin köylerinde birkaç ilkokul yaptırıldığı da biliniyor.
Taş Han, Mersin’in işgaline şahitlik yapmış, hatta bu amaçla kullanılmış ender yapılardandır.
Mersin’in işgali sırasında, 2 Ocak 1918 günü İngiliz İşgal Komutanlığı, mutasarrıflığa başvuran Fransız birlikleri, yerleşim için şehrin ortasındaki Taşhan’ı uygun bulmuştur.
Taş İskele
İhracat iskelesi olarak kullanılmıştı. İskelenin yanındaki Taşhan, doğu yönündeki ana kapıdan başka kuzey ve batı yönlerindeki kapılar bulunuyordu.
Taş İskele şimdi yıkılmış olan Azak Han’ın karşısındadır. Azak Han’ın başat olduğu bir yapı kompleksinin liman/iskele işlerinin görüldüğü işletmelerin bulunduğu bir konumdaydı. Taş Han deniz kenarında bir “yalı” görünümündeydi.
1866 yılında yapılmış olup, il yapıldığında basit, ahşap çakma kazıklı ve tahta kaplamalı idi. Metruk hale düştüğünde bir süre kullanılamamış, Cumhuriyet döneminde onarılmış kagir betonarme yapılmıştı. Uzunluğu 95 genişliği ise 5 metreydi. Vinci yoktu, boşaltma işçi gücü ile yapılırdı. Mallar, uzun dört veya iki tekerlekli at arabaları ile iskelenin ucuna kadar getirilir ve burada gemilere yüklemek üzere mavnalara bindirilirdi.
1982 yılına kadar Doğu kapısı “Kübana Pavyon”un eğlence yeri girişi idi. Binanın kuzey ve batı cephesinde küçük sıra dükkânlardan bazılarında hala deniz ticareti ile uğraşan firmalar vardı. Örneğin Özer Kösereisoğlu bir koster çalıştırıyordu. Batı kapısından dik bir merdivenle “Maarif Otel”e çıkılırdı. İki kat arasında beton zemin vardı. Orta yerde banklar ve büyük bidonlarda dört adet “plumeria” ağacı vardı. Halkın “fitne” dediği hoş kokulu çiçekleri olan Amerikan fulü bitkileri küçük birer ağaç görünümünde ortamı süslüyordu. Maarif Oteli’nin ucuza yaptırılmış köhne mobilyaları “arnova” tarzındaydı.
Cumhuriyet Dönemi’nde hazineye devredildikten sonra bir dönem Mersin’de kurulan çok ortaklı Mersin Ticaret Bankası Taşhan’ın Milli Emlak Müdürlüğü’nden sonraki sahipliğini yapmıştır. Daha sonra Ziya Erden mülkü olan yapı Ziya Erden’in ölümünden sonra kızı Gülümser (Erden) Bazoğlu’na miras yoluyla geçer. 1990 yılına kadar altı gece kulübü (Kübana Pavyon), üstü Maarif Oteli adıyla işletilmiştir. 1993 yılında restorasyona başlanmış, iki yıl içinde bitirilerek Antik Galleria TAŞHAN olarak hizmete açılmıştır.
Yurt dışında eğitim gören Gülümser oğlu Dr. Haluk Bazoğlu Azak Han’ın yıkılmasından etkilenmiş ailesinin karşı çıkmasına karşın yapıyı korumayı amaçlamıştır. Kadim yapı restore edilerek Antik Galleria Taş Han olarak kent yaşamına geri kazandırılmıştır. İlk açıldığı yıllarda kiracı talebi görmeyen binada, ilk dükkânlar kültürel amaçlı mekânlar olmuştu. Resim galerisi, kitapçı, el sanatları satışı durgun olmuştu. Ardından bir talep yoğunluğu yaşanmış, genç hanımların yönettiği “Bakraç”, “Annemin Mutfağı” gibi isimlerle ev yemekleri ve yerel tadlar sunmuştu. 2-3 yıllık kısa süren keyifli ve kültürel Taş Han dükkanları hızla kimlik değiştirip kültür erozyonuna uğradı.
Mersin’de başka örneği olmayan bu yapının kültür amaçlı kullanılması ve gereken iyileştirilmenin yapılarak gelecek kuşaklara aktarılması için herkese görev düşüyor.
Hele bir kent müzesinin gündemde olduğu şu günlerde…






