Mersin’de asıl gündem, kamusal dikkat gerektiren konular bir şekilde farklı konularla değiştirilmeye, unutturulma çalışılıyor.
Özellikle de, belediyelerdeki büyük yolsuzluk iddiaları kasten unutturulmak isteniyor.
İddiaların çok küçük bir bölümü bile gerçekse, bu kentimiz için üzücü bir leke olacaktır; dolayısıyla duymazdan gelmek yerine izlemek, gelişmelerle ilgili olarak hemşerileri bilgilendirmek gerekir.
Bu konuda maalesef STK lar, kurumlar ve özellikle basın sessizliğini koruyor.
Belediyelerle bir takım maddi ilişkileri olan bazı kişilerin, özellikle sessiz kaldıklarını üzülerek gözlemliyoruz.
Çarşaf çarşaf yerel gazetelerde bir sükut perdesi!
Bir şekilde yeni gündemler ortaya atılıyor:
*Birdenbire Mersin’in bir deniz kenti olduğu hatırlanıyor ve Mersin Plaj Projesi diye bir yeni mesele tartışmaya açılıyor.
*Mersin Ticaret ve Sanayi Odası yeni yönetimin yaptığı önemli hizmetler, vizyoner atılımlar göz ardı edilip “bir fuar gezisi” masaya yatırılıyor.
O zaman unutturulmaya çalışılan yolsuzluk iddialarının önüne geçirilmeye çalışılan bu iki yapay gündeme yakından bakalım.
Plaj Projesi
Bana göre Mersin’e yapılan en büyük kötülük, doğal sahilin dolgu alanları ile yok edilmesidir. Şirin sahil kenti Mersin, dolgu alanları ile bu özelliğini kaybetmiştir.
40 yıl sonra tekrar doğal sahil yapılmaya çalışılıyor!
Bu sahil katliamından Ordu evi ve Soli Antik Kenti sayesinde iki bölge kurtulmuştur.
Şu anda Millet Bahçesi sahil bölümü zaten doğal bir plajdır; buradan denize girilebiliyor.
Yine tüm Mezitli Sahili doğallığını korumuş, her yerinden denize girilebiliyor.
Doğal olarak Mersin’de iki görüş karşı karşıya getirilip yeni bir tartışma konusu ortaya atılıyor.
Bir kısım tüm Mersin sahilinden denize girilmesini istiyor ve Plaj Projesi’ni destekliyor.
Diğer grup Mersin’in önceliğinin bu olmadığını iddia ediyor; öncelikle kentin trafik ve ulaşım sorununun çözülmesi gerektiğini söylüyor.
Daha önce de gündeme getirdiğim Trafik Sorunu hızla köklü bir çözüm sağlanamazsa, sıkıntı içinden çıkılmaz boyutlara ulaşacak ve bu kent yaşanmaz olacaktır.
Plaj Projesi gerçekleşirse (!) yoğun trafikten plajlara ulaşmak bile zor olacaktır.
MTSO eleştirileri
Neredeyse çeyrek asırdır üzerine düşen görevi yerine getiremeyen bir MTSO yönetiminden sonra, ilk kez kentin sorunları ile ilgilenen, duyarlı, çalışkan, ulaşılabilen bir yönetim var.
Yıllar önceki yönetimlerin yaptıkları sayısız fuar gezilerine karşı yazılar yazdım. Halkın parasını kalabalık heyetler halinde yurt dışında harcayan yönetim, ısrarla bu gezilerine devam etti. Tek başıma, insan haysiyetine yakışmayan saldırılara rağmen yılmadan eleştirilerim sürdü; belgeli, kayıtlı, sayılara dayalı bütün yazılarım karşısında ya susuldu, ya da ödenekli kalemler kullanılarak konu dışı saldırılar düzenlendi.
O günlerde benim dışımda, konuyu eleştiren tek kişi çıkmadı.
Şimdi o dönemi yaşayan, hatta o günlerde bu gezilere bizzat katılan kişilerin, yapılan tek bir fuar gezisini eleştirmeleri ise tam bir komedi…
Sonuç
Bugüne kadar bu kentte edindiğim tecrübelere dayanarak bazı sonuçlar çıkarabiliyorum:
MTSO’ ya eleştirileri yönlendiren bazı kişilerin MTSO dan bazı beklentilerinin ya da gerçekleşmemiş bazı konularının (?) olduğu araştırılırsa görülecektir.
Belediyelerdeki yolsuzluk iddiaları ve tutuklanmalar konusu ise, bir kamusal sorumluluk meselesidir ve yerel basın başta olmak üzere tüm kurumların ve siyasilerin hizmet sicillerine kaydedilmektedir.
Kent içi ulaşımdaki adete felç olmuş yapı, neredeyse yarım asırdır geciken bir proje dolayında bütün ayrıntısıyla tartışmaya açılmalıdır.
Yazımı iki hafta önce yazdığım “MERSİN’DE YOLSUZLUKLAR” başlıklı yazımın son paragrafı ile bitiriyorum;
“Şu anda Mersin’in en büyük sorunu budur ve sıradan, önemsiz konularla asıl konuyu unutturmaya çalışanlar, sessiz kalanlar, bildiklerini açıklanmayanlar da tarih önünde, kamu vicdanında bu suça iştirak etmiş olacaklardır
Unutmayalım; son tahlilde herkes kendi kaderini kendisi yazıyor ve herkes tarih ve hakikat karşısında hak ettiğini yaşayacaktır.”
HARUN ARSLAN…28 Nisan 2026






