MERSİN’DE DERELERİN YOK EDİLMESİ BİR DOĞA OLAYI DEĞİL, BİLİNÇLİ BİR İDARİ SUÇTUR.
Cumhur İttifakı’nı, belediye meclis üyelerini, sivil toplum kuruluşlarını ve basını göreve davet ediyorum.
Mersin’de dereler; eski ve yeni belediye başkanlarının imar kararları, verilen ruhsatlar ve atılan imzalarla bilinçli şekilde yok edilmiştir. Doğal dere yatakları imara açılmış, inşaat alanına çevrilmiş, bazıları ise açıkça rant uğruna elden çıkarılmıştır. Bu tablo tesadüf değil, idari tercihlerin sonucudur.
Bu nedenle 30.01.2026 tarihinde Mezitli ilçesi sel felaketine maruz kalmış, ciddi maddi ve manevi zararlar meydana gelmiştir.
Dereler rant kapısına dönüştürüldüğünde, doğal dere yatakları ortadan kaldırıldığında sel, taşkın ve can kaybı kaçınılmazdır. Yaşanan ve yaşanacak her afette sorumluluk; dere yataklarına yapı izni veren, buna onay veren ve imza atan belediye yöneticilerine aittir.
Dere yataklarının yapılaşmaya açılması;
• 3194 sayılı İmar Kanunu,
• 2872 sayılı Çevre Kanunu,
• 5237 sayılı Türk Ceza Kanunu (özellikle görevi kötüye kullanma ve kamu güvenliğini tehlikeye sokma hükümleri),
• Afet riski ve kamu güvenliğine ilişkin mevzuata
açıkça aykırılık teşkil etmektedir.
Dere yataklarına ruhsat veren belediye başkanları ve ilgili yetkililer, ortaya çıkan her maddi ve manevi zararın doğrudan muhatabıdır. Bu nedenle zarara uğrayan vatandaşların dava açması bir tercih değil, anayasal ve vicdani bir vatandaşlık görevidir.
Devlet artık seyirci kalmamalıdır. Dere yataklarına inşaat ruhsatı veren, bu sürece imza atan kim varsa ayrım gözetilmeksizin yargı önüne çıkarılmalı, gerekli idari ve cezai işlemler derhâl başlatılmalıdır.
Bu yaşananlar bir hata ya da ihmal değil, açık bir kamu suçu ve ağır bir sorumsuzluktur.
Afetler “doğal” olduğu için değil, hesap sorulmadığı için yaşanmaktadır.
Kamuoyuna saygıyla duyurulur.






