İhsan TOKSÖZ
Okurlarımın çoğu benim müzikle ilgili bir sivil toplum kuruluşu olan AKOB’un (Akdeniz Opera ve Bale Kulübü) gönüllü yöneticisi olduğumu artık biliyorlar. Bu yazımda müziğin insanlar üzerinde etkilerinden bahsedeceğim.
Burada Nevit Kodallı Güzel Sanatlar Lisesi Müzik Öğretmeni Derya Yazıcı’nın bir makalesinden alıntı yapmak isterim. “Fransız tıp ve bilim akademileri üyesi Dr. Alfred Tomatis’e göre beynin elektriksel olarak şarj olmasında kulaklar anahtar bir rol oynamaktadır. Tomatis’e göre beyin hücrelerindeki elektriksel enerjinin azalması konsantrasyonun bozulmasına ve yorgunluğa sebep olmakta, bu durumda beynin de piller gibi şarj edilmesi gerekmektedir. Tomatis beyin hücrelerinin enerjiyle şarj edilmesi yollarından biri olarak 5000 ile 8000 hz. arasında yüksek frekanslar ihtiva eden müziklerin dinlenmesini keşfetmiştir. Yıllar süren analizlerden sonra Tomatis, bu frekans aralığındaki seslerin Mozart’ın müziklerinde çok sayıda mevcut olduğunu tespit etmiştir. Tomatis’e göre kulak salyangozunu dolduran Corti hücrelerinin titreşmesi, jeneratör vasıtası görerek beynin yeniden şarj edilmesini sağlamaktadır. (Kliever, 1999; Eskioğlu, 2003: 121) *
Seslerin ve müziğin madde üzerinde de somut etkileri vardır. Ses titreşimlerinin yalnızca kulak zarımız üzerinde değil büyük çoğunluğu sudan oluşan bedenimizin her hücresi üzerinde çok çeşitli türde etkiler meydana getirebildiği de artık biliniyor. Müzik uyarıcı, rahatlatıcı veya rahatsız edici olabilir. Ruhsal, zihinsel ve fiziksel etkileri vardır. Ses ve müziğin insan üzerindeki etkileri üzerine birçok araştırma, gözlem ve deneyler yapılmıştır.
Uygun seçilen Müziğin insanın duygusal durumunu düzenleyen serotonin, dopamin, adrenalin, testostoron gibi hormonları olumlu etkilediği; bağışıklık sistemini güçlendirdiği; hafızayı ve öğrenmeyi güçlendirebileceği; beyin dalgalarını yavaşlatabileceği ve düzenleyebileceği; kan basıncı, kalp ritmi, solunum ritmi gibi fizyolojik işlevleri düzenlediği; beden ısısını etkilediği; üçboyutlu algımızı değiştirebileceği; zaman algımızı etkileyebileceği; kas gerilimini azaltabileceği ve beden hareketlerini ve koordinasyonu geliştirebileceği; beyindeki oksijen ve kanlanmanın dengesini sağladığı, yapılan gözlemler, araştırmalar ve deneylerle saptanmıştır.
Ameliyat öncesi ve sonrası klâsik müzik dinleyen hastaların acılarının azaldığı ve daha az ağrı kesiciye ihtiyaç duydukları da yapılan tespitler arasındadır. Müzik, merkezi sinir sistemi ve beyinde yer alan düşünme, öğrenme, konuşma, beden kontrolü ile ilgili merkezleri uyarmaktadır. Yüksek sesli, ritmli bir müzik bize enerji verip, gerilimlerimizi ya da ağrılarımızı maskeleyip tamamen ortadan kaldırabilirken, şehir gürültülerinin ve aşırı tiz frekansların ani baş ağrıları veya denge kaybı gibi negatif etkileri de olabilmekte, düşük frekanslı sesler ise strese, kasılmalara ve ağrıya yol açabilmektedir.
Antik çağlardan itibaren, Helen, Roma, Mısır, Çin ve Orta Asya ülkeleri Kazakistan, Kırgızistan, Altay, Moğolistan ve Sibirya, Uygur, Altay’da ve daha birçok uygarlıklardamüzik ruhsal ve fiziksel hastalıkların tedavisinde kullanılmıştır.
Sağlık Tanrısı Asklepios adına MÖ 4. yüzyılda Anadolu’da kurulan; çamur banyoları, su ve spa terapileri, meditasyon, telkin, doğal bitkisel karışımlar, masaj, aromaterapi, özel diyetler gibi günümüzde tekrar geçerlik kazanan yöntemlerle hastalara şifa dağıtan Bergama Asklepion’unda müzik de kullanılan tedavi araçlarından biriydi.Osmanlı’da yedi yüz yıldan fazla Amasya, Sivas, Kayseri, Manisa, Bursa, İstanbul (Fatih Külliyesi) ve Edirne Darülşifalarında (şifahane) müzik terapisi kullanıldığını biliyoruz.
Bugün müzik terapisinin kullanım alanı oldukça geniştir. Nöroloji, kardiyoloji, onkoloji, psikiyatri gibi klinik alanlarında ve özel gereksinimli bireylerin tedavisinde tamamlayıcı bir yöntem olarak kullanılmaktadır. Mc Gill Üniversitesi’nde nörolog Anne Blood, “Farklı müziklerle beyindeki farklı merkezleri çalıştırabildiğimiz için, nörolojik ve ruhsal bozukluklar sonucunda zarar gören kısımları tekrar etkinleştirebilir; …hatta beynimizde hasara uğramış merkezleri zaman içinde uygun müzikleri dinleyerek onarabiliriz.” demektedir.
Ünlü kalp doktoru Mehmet Öz, ölüm korkusu nedeniyle kalp ameliyatlarında ölümlerin fazla olduğunu ancak, hastalara terapotik etkisi olan müziklerin dinletilmesiyle ölümlerin azaldığını ve tedavide başarılı sonuçlar aldıklarını ifade etmektedir.
MERSİN İÇİN BİR ÖNERİ
Geçmişte. Mersin’de Gökdelen civarındaki Üniversite Polikliniklerinin koridorlarında hafif bir klâsik batı müziği yayını vardı. Rahatlatıcı ve teskin edici bir müzik yapılırdı. Çok olumlu bir uygulamaydı. Anestezi kullanılmayan küçük bir operasyonumda da bana bir kulaklıkla Mozart müzikleri dinletildiğini hatırlıyorum. Bugün böyle bir uygulama – belki özel hastanelerde vardır – Üniversite Hastanesi’nde yok. Şehir Hastanesi’nde var mıdır bilmiyorum. Hastanelerimize bu yararlı uygulamanın tekrar konması için ilgililere buradan bir çağrıda bulunuyorum. Lütfen koridorlarınızda – uzmanına danışarak – klâsik müzik yayını yapınız. Hattâ ameliyathanelerde de bu uygulamayı deneyiniz; hastalara olduğu kadar stres altında hayat kurtarmaya çalışan doktorlarımıza da yararlı olacaktır.
Ayni uygulama, kamu ve özel sektör kurum ve kuruluşlarının binalarında da uygulanabilir.
Müzik Ruhun Gıdasıdır!
* Derya YAZICI, Mersin,Nevit Kodallı Güzel Sanatlar Lisesi Müzik Öğretmeni. “Müziğin İnsan Beyni Üzerindeki Etkisi”. International Journal of Cultural and Social Studies (IntJCSS) June 2017: 3(1) ISSN: 2458-9381.






