İhsan TOKSÖZ

Hemen hemen tüm yazılarımda Mersin’de neden yerel yönetimlerin ve özel kurum ve kuruluşların birer Oda Müziği Orkestrası olmadığını sorguladım. Sivil toplum kuruluşları ile diyalog eksikliğini vurguladım. Belediyeler tarafından düzenlenen kültür-sanat çalıştaylarına katıldım. Öneriler ve dosyalar sundum.  

15 Ekim 2019 Salı günü Mersin’de bir ilk yaşandı. Mersin Devlet Opera ve Balesi sanatçılarıyla destekli 18 kişilik Mersin Büyükşehir Belediyesi Klâsik Batı Müziği Topluluğu şef Anıl Aydın yönetiminde ilk konserini verdi.  MDOB sanatçıları Gülin Dönmez (Soprano), Pınar Duygu Çınar (Mezzo Soprano), Betül Yıldırım (Mezzo) ve Baran Taner (Tenor) bu ilk konserin solistleriydi.

Kongre ve Sergi Sarayı (ne demekse) doluydu. Bu Mersin Büyükşehir Belediyesi’ne halkın verdiği ilk mesajdı: “Doğru bir iş yapıyorsunuz” diyorlardı.

Ara olmamasına rağmen yayınlanan programdan konserin iki bölümü olduğu görülüyordu. 

Konser kulaklara aşina W.A. Mozart’ın “Türk Marşı” ile başladı. “C. Cardel”in “Por Una Cabeza” eserinden sonra G. Bizet’in Carmen operasından “Habanera” ve “Seguidilla” aryaları (Pınar Duygu Çınar) ile G. Verdi’nin Rigoletto operasından “La Donna E Mobile” (Baran Taner) aryası salonu ısıttı. 

Jean Patrick Capdevielle’nin Emma Shaplin tarafından seslendirilen ünlü “Spente Le Stelle” şarkısı (Gülin Dönmez) ile ve Napoliten şarkı “Dicitencello” (Baran Taner) ile dinleyiciler günümüze döndüler. .

J. Brahms’ın Macar Dansı’ndan sonra izleyicileri bir sürpriz bekliyordu: “İlmiye Valsi”. Kentimizde yaşayan “Sümer Kraliçesi” Muazzez İlmiye Çığ (105) için İbrahim Can Otkun tarafından bestelenen valsin ilk seslendirilişi alkışlarla sonlandı.

Artık sıra İbrahim Can Otkum’un aranjmanlarını yaptığı ardı ardına patlayan Türkçe şarkı ve türkülere gelmişti. Bora Ayanoğlu’nun “Güller ve Dudaklar” (Betül Yıldırım), A.Selimi / F. İbrahimi’nin “Fikrimin İnce Gülü” (Gülin Dönmez), Azeri Anonim “Yalgızam” (Baran Taner), Keskinli Hacı Taşan’dan “Allı Turnam” (Gülin Dönmez), Anonim “Memleketim” (Pınar Duygu Çınar), Anonim “Kâtibim” (Betül Yıldırım) ile salonun nabzı iyice yükseldi.

Napoliten düet şarkı “O Sole Mio” (Gülin Dönmez / Baran Taner) ile konser sonunda izleyiciler mutlu, orkestra mutlu, solistler mutlu, düzenleyiciler (MBB) mutluydu. 

Dinleyicilerin kalbine damardan girilmişti. Artık iş “Altın Vuruş”a gelmişti.

Başkan Vahap Seçer sahneye çıktı. Sanatçılara çiçeklerini verdi. Her zaman olduğu gibi kültür ve sanata çok önem verilmesi gerektiğini, belediye olarak bunu benimsediklerini ve bu yolda kentin beklentilerini karşılayacakları mesajını verdi.

Şef Anıl Aydın batonunu Vahap Seçer’e vererek bis parçasını onun yöneteceğini izleyicilere bildirdi. Vahap Seçer “orkestrayı yönetmenin belediyeyi yönetmekten çok daha zor olduğunu, herkesin sanatçı olamayacağını” söyledi. Orkestra Vahap Seçer’in batonu altında “İzmir Marşı”nı çalmaya başlayınca izleyiciler hep birden ayağa fırladılar. Alkışlarla eşlik etmeye başladılar… Marşta simgelenen; görülesi bir protest – beklenti – umutlanma dışa vurumuydu. 

Bingo! 

Sanatsal kazanım, politik kazanımla taçlanmış oldu! İyi de oldu… İnsanlar yalnız olmadıklarını, bölünmek istemediklerini, seçtikleri yerel yönetimin etik-evrensel-sosyal görüşleri izdüşümünde Cumhuriyet değerlerine olan inançlarını demokratik olarak göstermek fırsatını buldular. 

Konserle ilgili birkaç gözlem ve dileğimi burada belirtmek isterim:

*  Konser başlama saati 20:00 olarak belirtilmişti. Başkan Vahap Seçer salona yarım saat geç geldi! 800 kişiyi bekletmek hiç şık bir hareket değil. Arka sıralardan bir hanımefendi sahne önündeki bir görevliye kadar giderek memnuniyetsizliğini yüksek sesle dile getirdi ve homurdanmalarla desteklendi.  Sanat ciddi bir uğraş. Seyircinin yanında orkestra ve sanatçılar da bekletilmemeli. Konser saatinden 5 dakika önce tüm protokol yerini almalı!

*  Başkan’ın alay-ı vala (gösteriş, tantana) ile, kadro ve basın ordusuyla sahneye girmesi hiç hoş değil. Bundan kaçınılması gerekir.

*  Fotoğrafçılar konser esnasında sahneye çıkıp fotoğraf çekmemeli.

*  Posterde vardı ama programda Şef Anıl Aydın’ın ismini göremedim.

Şimdi ben bu konseri bu kadar detaylı niye yazdım? Mersin’de “ilk”lerin yaşandığı bir konser olduğu için. Kültür Daire Başkanı Fatma Yanık açılış konuşmasında 23 yıldır böyle bir etkinliğin belediye tarafından ilk defa yapıldığını söyledi! Bu bir yazıklanma mı yoksa övünme mi anlayamadım. Bence bu konserin düzenlenmesinin çok önemli bir sonucu var: Mersin Büyükşehir Belediyesi ile bir devlet kurumu olan Mersin Devlet Opera ve Balesi’nin (MDOB) işbirliği özlenen, altının çizilmesi gereken bir olgu. Bunun bir örneğini de geçenlerde Yenişehir Belediyesi Atatürk Kültür Merkezi’nde ilk defa düzenlenen MDOB’un Ludwig van Beethoven 9. Senfonisi konserinde de gördük. 

Başkanlar Vahap Seçer ve Abdullah Özyiğit’i ve MDOB Müdürü Bengi İspir Özdülger’i kutluyoruz. Geleceğe yönelik umutlarımızı tazelediler. 

Tüm Yerel yönetimlerin, Devlet kurumları ve kent özel kurum ve kuruluşlarının elele vererek işbirliği içinde olmaları kent yaşamına büyük hizmetler götürmenin kaçınılmaz – ama şimdiye kadar göz ardı edilen – en önemli yöntemidir. Bu konuda diyalog çağrılarımızın ete kemiğe bürünüyor olması sevindiricidir ama süreklilik kazanması en büyük dileğimizdir. 

Şimdi sıra Sivil toplum kuruluşlarıyla diyaloga gelmiştir. Yerel yönetimler, devlet kurumları, kent özel kurum ve kuruluşlarınca bunun farkına varılmasını bekliyoruz. Bu konuda ısrarcı olacağız. Çünkü yapılacak çok iş var! 

Seçimler bitti. Avans süresi bitti. Tüm yerel yönetimlere Akdeniz Opera ve Bale Kulübü “AKOB” olarak randevu talebimizi kamuya açık olarak tekrar yineliyoruz! Projelerimizi tartışmak özel kurum ve kuruluşlardan da davet bekliyoruz.

17. EKİM 2019, Perşembe