Hayatta öyle insanlar vardır ki; servetleri saymakla bitmez, Başarıyı ve zenginliği her şeyin önüne koyarlar; ama farkına varmadan en değerli hazinelerini — Ailelerini ,Dostlarını ve sevdikleriyle geçirecek zamanı — ellerinden kaçırırlar.
Bir baba, genç yaşından itibaren işine gönül verdi. Kendi kurduğu şirketi yıllar içinde büyüttü, sektörün en saygın isimlerinden biri oldu. Zenginlik, itibar, güç… Hepsi artık onun elindeydi.
Ama bu büyük başarının ardında sessizce ödenen ağır bir bedel vardı: ailesinden uzak kalmak. Para kazanırken ailesini, çocuklarını ve manevi-dini vecibelerini yerine getirmeyi ihmal etmiş; sadece para kazanmakla mutlu olacağını sanmıştı.
Onların ilk adımlarını, okul heyecanlarını, sevinçlerini hep kaçırmıştı. Eşiyle yapılacak tatiller, akşam sohbetleri, birlikte geçirilecek sıcak anlar ise her defasında “bir gün mutlaka” diyerek geleceğe ertelenmişti.
Emekli olduğunda, ömrünün geri kalanını ailesine adayacağını düşündü; fakat yıllardır ertelediği anlar için artık zamanı olsa da, hayat ona bu fırsatı çoktan kapatmış, bu şansı vermeyecek kadar ilerlemişti.
Çocuklar kendi ayakları üzerinde duruyor, kendi hayatlarını kurmuştu. Ona duydukları ihtiyaç, çocukluk yıllarında kalmıştı. Eşi ise uzun süren bekleyişin, tek başına geçirilen akşamların, onsuz yapılan bayram kahvaltılarının ardından; aralarındaki sevgi bağının yavaş yavaş inceldiğini, eski sıcaklığını kaybettiğini hissediyordu.
O an anladı ki; en güzel günlerini dostları, ailesi ve çocuklarıyla geçirmek varken, sadece para kazanmak uğruna harcamıştı. Serveti ne kadar büyük olursa olsun, ne geçmişi geri getirebiliyor ne de kırılan bağları onarabiliyordu. Geriye sadece derin bir pişmanlık kalmıştı.
“Parayla her şeyi satın alabilirsiniz… Ama kaybettiğiniz zamanı asla.”
Ve ne yazık ki, bu hikâyede olduğu gibi bazı insanların paradan başka hiç kimsesi yoktur.
DEMEDİ DEMEYİN.
Hayırlı Cumalar.
ŞEVKET DEMİR
25.08.2025





