Baha AKINER
14 Temmuz günü aramızdan ayrılmıştı Aytaç Kardüz. Haber spikerlerinin divası, aynı kurumda çalışmaktan gurur duyduğum Aytaç ablacığım…
Sesinin tınıları boşlukta çoktaaan kayboldu da, bedeni toprakta şimdi. Hissettirdikleri ama… Dokunuşları… Sevgi’si yüreğimizde…
Eşyaları ise çoktan düşmüş Ankara Ayrancı Antika Pazarına…
İçim burkuldu, sizinle paylaşmak istedim. Maksadım sizin de içinizi burkmak, sizi de üzmek değil. Paylaşmak; siz yüreği kocaman kıymetli dostlarımla, benim insanlarımla paylaşarak acımızı azaltmak…
Bu hayatla vedasının üzerinden 2 ay dahi geçmeden plaket ve ödüllerinin, fotoğraflarının muhtemelen üç otuz para ya da mandal karşılığında eskicilere, antika pazarına düşmesi çok acı…
Ahhh; 30 yılımı, gençliğimi verdiğim TRT’m ahh! Böyle mi olacaktı? Böyle mi olmalıydı?
Bu özel eşyaların antika pazarına uzanan hikâyesini Ali Hilal Akalın şöyle anlatıyor:
“Geçtiğimiz hafta Cumartesi günü Ankara’daki mahallemizde yer alan sık sık uğradığım eskicide gördüm rahmetli Aytaç Kardüz’ün plaketlerini. Bu plaketler pazarda satış yapan delikanlıya gözümün önünde satıldı. Bir hafta öncesinde 7 adet plaket daha gelmişti. Onlar da nihai koleksiyonculara satılmıştı…
Son parti plaketlerin yanında bir çuval dolusu fotoğraf da geldi. İlgili fotoğraflara göz attığımda muazzam bir yaşam hikâyesi barındırıyordu. DTCF İngiliz Dili Edebiyatı bölümüne ait öğrenci kartını dahi gördüm. Bu fotoğraf kümesi de bir başka esnafa cüzi bir rakama devredildi….
Hikâye söyle gelişiyor: Aytaç Kardüz vefat ettikten sonra evi yeğeni veya bir akrabası tarafından boşaltılıyor. Büyük eşyalar, mutfak araç gereçleri ve diğer objeler satıldıktan sonra geri kalanlar temizlik yapılması karşılığında kapıcıya veriliyor. Kapıcı da dolaşan hurdacıya satıyor. İlgili hurdacı da benim uzun senelerdir geldiğim ve tanıdığım eskiciye getiriyor…
Sonrası yukarıda anlattığım gibi…
Sevindiğim tek olay, ilk partide gelen plaketlerin kadir kıymet bilen insanlara gitmesi. Acı olan, böyle değerli bir insana ait olan kişisel külliyatın TRT tarafından sahiplenmemesi veya mirascısının gerekli minneti göstermemesi…”
Çok yazık değil mi? Ne çok tüketiyor insan evladı! Ne çok artık gönüllerde değil dilde sözde Sevgi’ler, tarihine ve değerlerine sahip çıkmamalar, bencillikler, sadece “ben” diyenler, “biz” olmayı beceremeyenler, samimiyetsizlikler, tek kullanımlık anlık duygular, hastalanıp yataklara düşen tek gecelik Aşk’lar…
Her şeye rağmen, inadına Sevgi’nin galip geleceğini düşünen siz kıymetli dostlar, benim insanlarım. Güzelliklerle ve Sevgi’yle geçsin gününüz, haftanız. İyi ki varsınız, iyi ki hayatımdasınız…









