Baha AKINER

Ayağım ağrıyor doktor!
Gezdim, gördüm cennet vatanımın her köşesini.
Yürüdüm fersah fersah da, yine doyamadım.
Bacaklarım sızlıyor ağrısından, kopacak gibi.
Şimdi sana, sadece sana derman aramaya geldim…

Kolum ağrıyor doktor!
Topladım mevsiminde yemişlerin cümlesini.
Kaldırdım dünya yükünü, sırtladım en ağırından.
Omzum sızlıyor bak, yerinden çıkacak gibi.
Sen dindirirsin ağrılarımı diye yalnızca sana geldim…

Başım ağrıyor doktor!
Okudum; şiirini, hikâyesini, madde madde bilimi.
Gördüm; en görülmeyecek arsızlıkları, pişkinlikleri.
Kulaklarım çınlıyor şimdi, biri beni çağırır gibi.
Her şeyi unutturacak reçete vermen için sana geldim…

Yüreğim ağrıyor doktor!
Sevdim hep; karşılık beklemeden, benim anayurdum sevgi.
Değer verdim; can diye, bekler diye, hak etmeyene bile.
Kalbim sızlıyor şimdi sızım sızım, bir kenara bırakılmış gibi.
Yüreğime bile belki söz geçirirsin diye sadece sana geldim…

Yaşadım doktor!
En yaşanılacak yerinden, en güzelini, en mücadelesini kavganın.
Gezdim, gördüm, sevdim de; yine tadına varamadım yaşamanın.
Yoruldum artık, yoruldum doktor! Gözüm toprağa bakıyor!
Bedenim beynime, beynim bedenime dar geliyor!
Bâki kalan bu kubbede bir hoş sâdâ olmaya geldim…


Yeminle başlanan tek meslektir doktorluk…

Zorlu, meşakkatli, fedakârlıklarla dolu mesleklerinde hastasının derdine merhem, sıkıntısına çare olmaya çalışırken hep kendini erteleyen, merhametli, vicdanlı, sabırlı, çalışkan ve bir o kadar da duyarlıdır doktorlar. Mantığı kadar kalbiyle de değerlendirir hastasını. Ketum görüntüsünün altında her hastasının sızısını ayrı taşır…

Bakılmayan yerden bakar, görünmeyeni görür. Yaşatabilme ve yeniden hayat verme inancı en yüksek olan meslektir. Disiplinlidir doktor. Güçlüdür, zoru başarma azmindedir. İnatçıdır ama bir yandan da kırılgan ve duygusaldır…

Dünyanın en kadim mesleğini, toplumun verdiği yüksek kıymetle yapmanın gururunu taşır hep doktorlar. Öğrenciliklerinden itibaren rollerine uygun hareket eder; davranışlarını, duygularını, insan ilişkilerini meslekleriyle bağdaştırırlar. Yaşatma azimleri, inatçı kişiliklerinin gelişmesini sağlar ve duyarlı yapılarıyla daha odalarının kapısından ilk adımını atan hastanın duruşundan, bakışlarından nasıl bir ruh hâli içinde olduğunu anlarlar…

Dakika bir, ön tanıyla oturur koltuğuna hasta. Meslek seçimlerini hangi faktörlerin belirlediğinin hiç önemi yoktur. Üzerine önlüklerini giydiği andan itibaren, hastasını iyileştirmek adına meslek ve insan Aşk’ıyla yaparlar görevlerini…

Aşk’tır bu duyumsanan. İnsana, yaşama, sağlığa. “Doktorluk” adı altında…

Hemşireler mi?

Eczacılar peki…

Ya sağlık teknisyenleri, hastabakıcılar, eczacı kalfaları, ezcümle tüm sağlık çalışanları…

İlla ki var tek tük farkları ama tüm sağlık çalışanlarımız; her yeni gün, her an bir mücadele içinde ve her sabah “Acaba yeni kaç hastaya çare olabileceğiz?” iç sesleri, iyi niyetleri içinde. Bir yandan da endişeli. Sağlık çalışanlarımız mı? İnsanlara yardımcı olmaya çalışan birer bu dünya meleği…

Minnettarız! Bu dünyada da varsa diğer dünyada da olduğunuz yer güzelliklerle dolsun. 14 Mart Tıp Bayramınız kutlu olsun…