Mersin son iki haftada çok önemli iki olay yaşadı:
*Önce MTSO Başkanı gözaltına alındı;
* Birkaç gün sonra Büyükşehir Belediye Başkanı ( ve iki ilçe Belediye Başkanı ) da göz altına alındı.
Mersin bu şok edici göz altılarla sarsıldı.
Mersinlilerin, yargıya intikal eden bu iki olay karşısında yalnızca gözlemleyip soruşturmaların sonunu beklemeleri gerekirdi; ama mesele hemen kişiselleştirildi ve siyasileştirildi.
Her iki olay etrafında birçok hemşerimiz “ derin düşüncelerini “ kamuoyuna sundu; “ suçludur “ ya da “tümüyle suçsuzdur “ bayrakları sallanmaya başladı…
Bir grup “ MTSO Başkanımız yalnız değildir; Büyükşehir Belediye Başkanımız yalnız değildir! “ diye her ikisinin de suçsuz olduğunu iddia ettiler.
Sosyal medyada “Her iki Başkanın arkasındayız!” sloganları yağmaya başladı.
Bazıları istisnaları çıkarırsak, bu çığırtkanların çoğunda Başkanlara yaranmak, Başkanlar suçsuz bulunursa onları minnet altında bırakmak düşüncesi açıkça görülüyor, anlaşılıyordu.
Diğer taratan ya siyasi yönde, ya da kişisel sebeplerle göz altıları destekleyen, yargı sonucunu beklemeden onları suçlayanlar oldu. Bu da diğeri ölçüsünde sakat ve haksız bir konumdur. “Neyi ne kadar biliyorsun?” diye sorarlar adama…
Özellikle basında, haberciliğin ötesine geçerek her iki yönde amigoluk yapanlara, “suçlu bulanlar ve suçsuz bulanlar”ın yaptıkları haberlere bakıp basın üzerine de ağır ve acı yorumlar yapılabilir.
Değerli okurlar; bir meselede, toplumsal bir gelişmede, hele kamuyu ilgilendiren böyle suçlamalarda karmaşık konular, kişiler ve durumlar olur, olabilir. Bu süreçte hepimizin duruma dair “ İnanç “ ve “ Kanaat “ lerimiz vardır; ama inançlar ve kanaatler bilgi değildir; içlerinde büyük ölçüde temenni taşırlar.
Dolayısıyla böylesi dramatik durumlarda keskin laflar etmeden, her şeyi biliyor havalarına girmeden mümkün olduğunda somut veriler üzerinden bilgilenmek ve ona göre yorum yapmak gerekmez mi?
Yani,her iki yönde adeta kesin kararlı bir tutum almak yanlıştır, gülünçtür. Politikacılar elbette kendi gözlüklerinin gerisinden bakarlar; gerçekliği değil, bir somut gerçekliğin politik etkisine dönük pozisyon alırlar; bunun etik yanını bir yana bırkırsak, siyaset ne yapalım ki bizde böyle çalışıyor.
Ama böylesi ağır dramatik yanıyla neredeyse tüm kamuyu ilgilendiren durumlarda amigoluk yapanlar, toplum içinde de gereksiz ve anlamsız iki karşıt görüş üzerinden kutuplaşmaya yol açıyorlar.
Konulara dair ellerimizde somut tüm deliller yok; dileğimiz suçsuzları koruyacak, suçluları cezalandıracak hakkaniyetli bir süreçtir.
Özellikle yerel basın, artık haberciliğe dönmelidir; kamuoyu gerçek haberlere muhtaçken kişisel ya da politik temennilerle yüklü sloganları haber diye satmayalım.
Basın, özellikle ülke çapında siyasileşti; ama hiç olmazsa şu son yaşadığımız dramatik iki olay hakkında gerçekçi, nesnel bilgilere dayalı haberlerle Mersin’i kör ve sağır kalmaktan koruyalım. Kişisel kanaatlerimizi ve temennilerimizi gerçeklik diye yazmayalım.
Dileğimiz elbette suçsuzları koruyan bir süreçtir; hiçbir politik inanç, haksız suçlamayı mazur gösteremez; bu bir ahlâki düşüştür. Hukukun hakça işleyerek hakikati açığa çıkarması için kamuoyunun dikkati elbette önemlidir; bunun yanında asıl olan hak ve hakikatin ortaya çıkmasıdır.
Bekleyelim, izleyelim…
HARUN ARSLAN….05 Ekim 2026





