Gazeteci, köşe yazarı Mahmut Övür’ün Mersin’e gelerek yaptığı bir röportajı ve sonrasında yazdığı bazı köşe yazılarını hatırladım.
Günün koşullarında hâlâ güncel olduğunu düşünerek, bu yazıların bazı bölümlerini yayınlıyorum.
Öyle ya; toplumsal hafızamızın neredeyse birkaç günde silindiği sıkça söylenir. Oysa Nobel Ödüllü Fransız filozof Henri Bergson “hafıza bilinçtir” der; yani hafızanın kaybı bilincin kaybıdır.
Bu hesaba göre de bizim toplumsal bilincimiz, ancak birkaç günü kavramaya yetiyor; öncesi ise silinip gidiyor.
Buna rağmen, İYİ Parti’mizin son günlerde her açıdan medya gündeminde baş köşeye yerleştiğini düşünerek, yakın geçmişte ulusal basında tanınmış bir köşe yazarınca dile getirilen, Mersin kaynaklı bir önemli meseleyi hatırlayalım.
Bakalım bundan nasıl bir sonuç çıkaracağız?
* * *
O sıralar yayımladığı yazılarında, Mahmut Övür’den şöyle alıntılar yapıyorum:
1 – Birkaç gün önce Meral Akşener‘le ilgili usta-çırak ilişkisini yazınca, çok sayıda okuyucu arayıp, aylar önce 8 Mayıs 2016’da bu köşede yer alan “Akşener’e yeni sorular” başlıklı yazımı hatırlattı.
O yazıda son günlerde siyaset dili çok bozulan İP Genel Başkanı Akşener‘in siyasi geçmişinde yer alan karanlık bir sayfa üzerinde durmuş ve şunları yazmıştım:
“Yıl 1999… DYP Genel Başkanı Tansu Çiller‘in başbakanlığı Meral Akşener‘in de bakanlığı geride kalmış. Türkiye, 18 Nisan’da yapılacak genel seçime hazırlanıyor.
DYP’nin inişe geçtiği ama hâlâ umutların kesilmediği bir dönem… Aday belirleme konusunda Adana’da çok ilginç bir olay yaşanır. DYP’de önseçim yapılır ve milletvekili listesi şöyle oluşur:
İlk sıra Ali Antepüzümü, ikinci sıra Halit Dağlı, onları Durmuş Ali ve Ramazan Ağar izler. Fakat Genel Başkan Çiller devreye girer ve bu liste değiştirilir. Yeni liste şöyle oluşur: İlk sıra Halit Dağlı, ikinci sırada örgütün hiç tanımadığı ve yaptığı iş konusunda soru işaretleri olan sürpriz bir isim var; Nesime Aysel Sabuncu, üçüncü sırada Hadi Türkmen, dördüncü sıraya ise teşkilatın birinci seçtiği Ali Antepüzümü konulur.
Bu listeyi de teşkilat kabul etmez ve kıyamet kopar. Ama asıl gerginlik şu iddia nedeniyle yaşanır:
İşkadını Nesime Aysel Sabuncu‘nun, DYP’ye 5 milyon dolar vererek listeye girdiği söylenir. Parti çalkalanır. Başka iller de kazan kaldırır ve liste bir daha değişir.
Bu kez listede Sabuncu yoktur. Bu da Sabuncu‘yu harekete geçir.
Sabuncu, listeye girmek için verdiği parayı geri ister. Buna DYP Genel Başkanı Tansu Çiller‘in şu cevabı verdiği söylenir:
“Parti adına alınan 3 milyon doları geri verelim, bu olayı kapatalım.“
Ama işkadını Sabuncu, razı olmaz çünkü şöyle der: “Ben 5 milyon dolar verdim, paramın hepsini istiyorum.“
DYP bir kez daha çalkalanır.
Acaba iddia edilen o iki milyonu kim aldı?
İşte bu soruyu bugün de sormamıza yol açan isim, burada devreye giriyor. DYP’lilerin iddiasına göre o isim, Sabuncu‘yu listeye aldıran Meral Akşener’di… Bu yüzden parti içinde dikkatler ona yönelecek ve derin tartışmalar yaşanacaktı.” Yazıyı “Akşener’in ellerinin temiz olması için” bu olaya açıklık getirmesi isteğiyle bitirmiştim.
2 – Bir süre önce Akşener’in DYP geçmişiyle ilgili bazı iddialardan birini yeniden yazdım.
Yazıdan sonra iddiada adı geçen iş kadını Sabuncu aradı.
Mersin’e gidip, evine konuk oldum. Sabuncu, Hatay’ın köklü ailelerinden geldiğini, sanayici geçmişi olduğunu söylüyor ve en çok da kendisine yönelik “ne iş yaptığı belirsiz” nitelemesine itiraz ediyordu.
Biraz sohbet ettik, hatta İsmet Paşa ve Mevhibe İnönü ile çekilmiş fotoğrafları önünde de fotoğraf çektirdik.
Peki, Akşener olayı doğru muydu?
Sabuncu bu konuda konuşmak istemedi ama şu sözleri söylemekten de geri durmadı:
“O yıllarda çok söylenen bir söz vardı; kim söylemişti hatırlamıyorum.
Rüşvetin belgesi mi olur P… Benden bu kadar!“
Oradan ayrılıp Mersin’in siyaset kulislerini dolaşınca bazı gerçeklere ulaştım.
Akşener‘in Sabuncu‘yla çok yakın ilişkisi olduğunu DYP içinde bilmeyen yok
O görüşmelere katılanlardan biri de İsmail Karakuyu… Halit Dağlı da süreci iyi bilen isimlerden.
Türkiye’yi yönetmek için oy isteyen Akşener, daha yola çıkarken “al gülüm ver gülüm” ilişkisiyle arkasında kirli bir iz bırakıyor. Kendisi her ne kadar bunlar unutulur sansa da hayat unutmuyor, öyle veya böyle bir gün karşısına çıkartıyor.
3 – “Akşener siyaseti ve listelerin ‘dolarla’ satışı”
Günlerdir medyada milyon dolarların döndüğü dolandırıcılık olayları konuşuluyor. Millet, güzellik salonu sahibi Dilan Polat‘ın kurduğu saadet zinciri dolandırıcılığını “O kadar da olmaz” diye izlerken, “uyanık” bankacı Seçil Erzan‘ın fon tuzağını öğrenince hayrete düştü.
Oysa izleyenleri asıl hayrete düşürmesi gereken benzer şeylerin bugünlerde siyasette de olması. Düşünsenize, daha birkaç ay önce ülkeyi yönetmeye kalkan CHP ve İyi Parti’de parasal ilişkiler, iddialar, kaybolan paralar, taciz suçlamaları hiç bitmiyor.
Siyaseti kirleten bu tür iddialar hepimizi şaşırtsa da, İyi Parti’de olması hiç şaşırtıcı değil. Siyasi tarih nasıl yazar bilemem ama Meral Akşener‘in geçmişi ile bugün İyi Parti’de olanlar arasında ciddi bir bağ var.
Siyasi yolculuğa başladığı DYP’de bile Akşener’in adı liste satışlarıyla anılıyordu. Bu konuyu geçmişte de birkaç kez yazdım. Her defasında da duymazdan geldi. Şimdi gelin 19 Haziran 2018 tarihli o yazıya gidelim ve bugün yaşananlar ile o gün yaşananlar arasındaki benzerliğe bakalım:
(Burada Mamut Övür 2018 de ki yazısının bir bölümünü yayımlar ve yazısını şöyle bitirir )
DYP bir kez daha çalkalanır. Acaba iddia edilen o 2 milyonu kim aldı ?
DYP’lilerin iddiasına göre o isim, Sabuncu‘yu listeye aldıran Meral Akşener’di… Bu yüzden parti içinde dikkatler ona yönelecek ve derin tartışmalar yaşanacaktı.”
Ne hikmetse yıllar geçse de işin içindeki isim ve “dolarla milletvekili sırasını satma” yöntemi değişmez. Ne dersiniz, “hayrete” düştünüz mü?
* * *
Evet değerli okurlar; ulusal basında önemli bir köşe yazarı, Mersin kaynaklı müthiş bir duyumu ısrarla köşesine taşıyor, sorular soruyor ve konuyu takibe alarak elbette kamusal açıdan da değerli bir gazetecilik yapıyor. Bildiğim kadarıyla da meseleye dair karşı taraftan da çıt çıkmıyor.
Peki bugün için bunun Mersin açısından ilginç gelen tarafı nedir? diye düşünelim.
İlgili iddiada adı geçen kişi Mersin’de oturuyor
Kendisinde konu ile ilgili çok daha fazla bilgi olduğunu Mersinli siyasetçilere duyuruyor.
Maalesef, özellikle ktidar partisi siyasetçileri başta olmak üzere, siyaset çevrelerinin ilgisini çekmiyor.
Mersin içinde rahatça ulaşılabilecek bu kişiye, Mersin dışından Ankara’dan bir gazeteci geliyor; iddia sahibiyle yüz yüze konuşuyor ve konuyu ulusal düzeyde kamuoyuna duyuruyor.
Mersin’den çıt çıkmıyor!
Bu kentte siyaset çok kendine özel bir işleyişe sahip:
Ak Parti Mersin Büyükşehir Belediye yönetimini alma konusunda hep isteksiz; seçime 100 gün kala bu kentte hâlâ partiler adaylarını açıklamış değil; bir parti, anket çalışmaları falan derken bir türlü kesin bir isim açıklamaya yanaşmıyor; diğerleri de birbirlerini kollamakla meşguller.
Yani tam bir siyasi satranç oyunu oynanıyor!
Ha; Mersin’e hizmet mi ? Bu hizmete dönük liyakat arayışı mı? Bunlar şimdilik kimsenin meselesi değil…
Mesele: Genel siyaset hesaplarında Mersin bir araç, bir koz olarak masada kullanılıyor.
Ülkenin demokrasi geleneğinde bir model kent olan Mersin; sosyo-ekonomik açıdan, doğal ve tarihi zenginlik bağlamında, limanı ve stratejik konumu bakımından sayısız özelliğine rağmen, büyük hizmet açığını hızla çözümleyecek bir liyakat arayışıyla değil, anlamsız bir siyasi satranç oyununda hırpalanan adıyla öne çıkıyor.
HARUN ARSLAN….23 Aralık 2023






