İhsan TOKSÖZ

Bu yıl çok başarılı bir Narenciye Festivali organizasyonu yaşadık! Kıskanılası Adana Portakal Çiçeği Festivali’ne eşdeğer bir festival yapmanın gururunu yaşıyor Mersinliler. Medyada da çok ses getirdi doğrusu. İyi hazırlanılmış. Böyle büyük bir organizasyonun altından kalkanlar daha iyisini yapmanın sancıları içinde olmalı. 

Mersin Mersin olalı böyle bir “PR” yaşamadı. Daha doğrusu biz içinde yaşayanlara öyle geliyor. Çünkü öncelikli etkileşim içinde olan bizleriz, yani Mersin’de yaşayanlar. 

İlk gün kapalı ve hafif yağmurlu olan hava 2. ve 3. günlerde şerbet gibi idi. Mersinliler sahil parkında günün tadını çıkardılar. Festival korteji etkileyici idi. Bu yıl daha da çeşitlendirilen meyve giydirimli, harika tasarımlı figürler göz alıcıydı. 

Folklör gösterileri, Bando takımı, Defileler, 25 ülkeden gelen dans gruplarının gösterileri, Su jeti gösterisi, Flyboard, Satranç ve Yelken Yarışmaları, Canlı Resim Atölye ve Sergisi, Gastroshow ve Konserler halkın büyük ilgisini çekti.

Evet, Sezar’ın hakkını Sezar’a teslim etmek gerekir. Bir büyük organizsayon başarı ile sonlandırılmıştır. Emeği geçenlere teşekkür ediyoruz. Eğlenmeye gelen halk bu yıl istediğini ziyadesiyle almıştır. Amaç bu ise organizasyon en yüksek notu hak ediyor.

Yukarıdaki övgü cümlelerimde samimiyim. Gerçekten Mersin harika bir organizasyona imza atmıştır. Böylece daha iyisini yapabilme yeteneği kanıtlanmıştır. 

Festival amacına ulaştı mı? Ulaşmıştır! Halk harika güz havasında 3 gün yemiş, içmiş, folklör, dans, show, konser izlemiş, çoluk çocuk mutlu olmuştur. Festival Web sitesinde yazılı olan amaçlar zaten çok büyük ve somut neticeler beklenen hedefler değildir. Nedir bu hedefler bir bakalım:

  • Narenciye ürünümüzü yerel, ulusal ve uluslararası alanda tanıtmak 
  • Narenciye meyvelerinin tüketimini artırmak ve marka değerini yükseltmek
  • Narenciyede kapasite artışı ve pazarlama şansını çoğaltıcı etki yaratmak
  • Mersin tanıtımı ve ilimize dikkat çekmek
  • İlde turizmin canlandırılmasına destek olmak
  • Kent estetiğini ve imajını yükseltmek
  • Kentle narenciyenin özdeşleşmesine katkı sağlamak
  • İlimizde geleneksel bir ürün festivali oluşturmak
  • Kentte her kesimin ve yaşayanların katkı koyacağı çok renkli, farklı ve ortak bir faaliyet oluşturmak

Ben bu konuda yorum yapmayı okurlarıma bırakıyorum. Ancak gelecek yıllarda daha somut hedefler konulması gerekir diye düşünüyorum. Şimdi buna odaklanmak gerekiyor. Bunun için festival sonrasındaki geri dönüşümlerin irdelenmesi gerekiyor. Festival komitesi içinde bir sonuç bildirgesine imza atacak bir takip birimi var mıdır bilemiyorum. Yoksa “festival bitti, oh ne güzel oldu, harika bir iş çıkarttık” diye sırtımıza yaslanıp keyif mi çatacağız? Gelecek yıl festivali ayni formatta – sadece eğlenceye dönük olarak mı yapacağız? 

Ben bu konuda geçen yıl 4 yazı yazdım. Düşüncelerimi ve somut önerilerimi sundum. Geçmişte yaptığım önerilerin hemen bu yıl gerçekleştirilmesini beklediğimi söyleyemem ama yazdıklarımın organizasyon komitesi tarafından değerlendirildiğini düşünüyorum. 

Ben halâ ayni çizgideyim: Bu festivalin (!) içi sanatsal etkinliklerle doldurulabilirse gerçek bir Kent Festivali olma şansına sahiptir. Böylelikle sadece eğlenmek isteyen halk kitlelerinin yanında ikinci bir hedef kitlenin de beklentilerine cevap verilmiş ve kent imajına büyük katkı sağlanmış olacaktır. 

Kent konser salonları ve sergievlerinin yanında Çamlıbel ve Uray Caddesi de gün boyu ve geceleri gerçek sanatsal etkinlikler için alternatif Açıkhava Mekânları olarak kullanılabilir. 

Belki biraz zaman alacak ama, Mersin sonunda gerçek bir Kent Festivali’ne kavuşacaktır. Büyük organizasyon gerçekleştirme çıtası artık aşılmıştır. Gerisi sadece bu konuda bir irade koyma meselesidir. 

Haydi aklıma geliveren can alıcı soruyu burada sorayım:  

Muhteşem Narenciye Festivali bitti. Geriye meyve giydirilmiş harika figürlerin önünde çektirilen fotoğraflardan başka, akılda ne kaldı?

Hep beraber düşünelim, gelecek yılın Narenciye Festivali’ne 361 gün kaldı…

07 Kasım 2019, Perşembe

7. ULUSLARARASI MERSİN NARENCİYE FESTİVALİ  -II-

Geçen yazımda bu yıl 7. si yapılan festival hakkındaki gözlemlerimi yazdım. Geçen yıl da dört yazı yazmıştım bu konuda. Okurlarımdan bazı dostlar bana geçen yıl yazdığım yazılarımda Festivali “eleştirmeme” rağmen bu yıl övgüyle bahsettiğimi, böyle bir “U” dönüşünün neden olduğunu sordular. Bu kent için iyi niyetle yapılan her şeye saygımdan diyelim. 

Burada öncelikle “Eleştiri” kelimesinin anlamlarına bir bakalım. TDK Güncel Sözlük şöyle açıklıyor: 

1. isim – Bir insanı, bir eseri, bir konuyu doğru ve yanlış yanlarını bulup göstermek amacıyla inceleme işi, tenkit:
2. isim, edebiyat – Bir edebiyat veya sanat eserini her yönüyle değerlendirerek anlaşılmasını sağlamak amacıyla yazılan yazı türü, tenkit, kritik.

3. isim, felsefe – Özellikle bilginin temellerini ve doğruluk durumunu inceleme, sınama, yargılama. 

Bana sorulan yukarıdaki gibi sorulardan çıkarsamama göre günlük yaşamda insanlarımız “eleştiri” kelimesini daha çok olumsuz anlamlandırmalarıyla kullanıyorlar.  Oysa kelime olumlu ve olumsuz gözlemler, değerlendirmeler ve de yapıcı-iyileştirici öneriler yapmak anlamlarını içeriyor. 

Geçen yılki dört yazımda festivali enine-boyuna mercek altına almış ve de geliştirilerek, kültür ve sanat etkinliklerinin eklemlenmesiyle, bir “Kent Festivali”ne dönüştürülebilmesi için kendimce somut önerilerde bulunmuştum. Burada bunları tekrar belirtmeme gerek yok! Gazete arşivlerinde gerektiğinde başvurulmak üzere yerini almıştır. Ben ayni fikirlerimi halen muhafaza ediyorum. İleride kent yerel yönetimlerinin ve destekçi diğer kurum ve kuruluşların da bu çizgiye geleceklerini umut ediyorum. 

Bu yıl bu önerilerimin dikkate alınabileceği kanısında değildim. Statükoyu yeni fikirlerle hemen değiştirmek mümkün değildir. Görülen odur ki Narenciye Festivali’nin bu yıl da tematik bir şov – gövde gösterisi olması yeğlenmiştir. Benim bir önceki yazımda altını çizdiğim nokta budur: Bu büyük organizasyon başarı ile ifa edilmiş, düzenleyiciler ve tüketici halk tarafından beğenilmiş ve misyon tamamlanmıştır!

Ben kültür-sanat konusuna odaklanmış biri olarak gözlemlerimi yazıyorum. Herhangi bir kararda,  uygulamada, etkinlik seçiminde eksiklikler- yanlışlıklar varsa yazmak ve Mersin’de yaşayan biri olarak önerilerde bulunarak daha iyi sonuçlara ulaşılabilmesi için ileriye dönük alternatiflerin düşünülmesini sağlamak için kafa yoruyorum. 

Ben olumsuzlukların altını çizmek, kimseyi, herhangi bir kurumu yermek için yazmıyorum.  Ben kent için daha iyi neler yapılabilir, yapılması gerekir göstermek için yazıyorum.

Ancak burada önemli bir noktanın altını çizmek isterim: Üst yönetimlerden kimle görüşsem önerilerimi değerli bulduklarını belirtiyorlar. Peki, arzulanan değişim neden sağlanamıyor. Burada bence kadroların vizyon eksikliği söz konusudur. Üst yöneticilerin kafalarındaki (varsa) kültür-sanat konularında plân ve projeleri uygulayacak gerekli alt yapıya sahip yetkinlikte alt kadrolar yoksa, zihinlerde kristalleşen sonuçlara ulaşılamaz.  

Ehh, haydi burada küçük bir örnek vereyim. Festival tanıtım kahvaltısında narenciye giydirilmiş birbirinden güzel kızlarımız bir defile yaptılar. Düzenleyici kimdi bilmiyorum, kimseyi de kırmak istemem ama söylemeden geçemeyeceğim. Seçilen müzik bu şov için son derece uygunsuz, gürültülü ve sıradandı. Kızlarımızın üzerindeki 15-20 kg narenciyelerle ne denli mümkün olabilirdi bilemiyorum ama koreografik bir estetik de yoktu. İlk tanıtım, ilk düş kırıklığı… 

Yani yalnızca iyi niyet yetmiyor. Bence dışarıdan profesyonel destek alınmalıydı. Alındıysa da başarılı olunamamıştır.İşte size ilk günden itibaren festivalin “sanatsal” yönünün eksikliğini gösteren, küçük ama çok önemli bir detay.   

Bu Narenciye Festivali hakkında yazdığım altıncı yazı. Daha da yazabilirim. Neden bu kadar kafa yoruyorum acaba? Çünkü büyük emek verilen bu etkinliği önemsiyorum.  Çünkü bu festival küçük dokunuşlarla, içeriğinin zenginleştirilmesiyle kentimizde ve bölgemizde büyük bir “Kent Festivali”ne dönüşebilir. Yoksa tematik bir eğlencelik şenlik olarak kalacaktır.

Geçen yazımda organizasyonun başarılı olduğunu, böyle büyük bir organizasyonun altından kalkanların daha iyisini yapmanın sancıları içinde olmaları gerektiğini yazdım. Geçen yazımın sonundaki cümleyi, kalan sayılı günleri güncelleyerek burada tekrar edeyim:

“Hep beraber düşünelim, gelecek yılın Narenciye Festivali’ne 355 gün kaldı…”

Bu festivale büyük bütçe ayrılıyor, görünüşte herkes memnun. Halk güzel havada eğlendi, kurdunu döktü. Organizasyon başarılıydı. Şimdi bunu geliştirmek gerekiyor. Bütçeye küçük bir eklenti ile – veya ana bütçede bazı etkinlikler için ayrılan paradan tasarruf edilerek, festival içeriğine gerçek kültürel- sanatsal etkinlikler eklenerek bu festival bir “Kent Festivali” olabilir!

Benim adım Hıdır, diyeceğim budur!