Baha AKINER

“Çoook çok önceden, develer tellal iken, pireler berber iken, ben dedemin beşiğini tıngır mıngır sallar iken” diye başlasak söze masal sanırsınız değil mi? Ama bu bir yaşanmışlığı andırıyor. Yani, yine yeniden bir türküye uzanan bir halk öyküsü…

Efendim, Anadolu’da bir köyde yaşayan genç bir kız varmış. “Mış” dedim ama masal değil bu anlatacaklarım dostlar, bir halk öyküsü, bizzat an be an yaşanmış…

Bu genç kızın bir sevdiği varmış. Sevdiği, genç kız için ödeyeceği başlık parasını biriktirebilmek için gece gündüz çalışırmış, çabalarmış. Arabasıyla bir o köye bir bu köye gidermiş. Pek çalışkan olan bu delikanlı yorulmak nedir bilmezmiş…

Parayı biriktirmesine çok az kalmış ki, bu iki sevgili birbirinden çok uzaklara düşmüş. Çünkü kızın babası O’nu köyün zengininin oğluna vermeye karar vermiş. Hem de yüklü bir başlık parasıyla…

Zengin adamın oğlu kızla hemen evlenmiş ve henüz bundan haberi olmayan delikanlıyı hırpalamaları için adamlarını yollamış. Delikanlıyı dövüp, zarar vermişler. Yanından ayrılmadan önce ise sevdiğinin evlendiğini söylemişler…

Delikanlı buna çok üzülmüş, ne yapacağını bilememiş ve bir daha köye dönmeyeceğine dair kendi kendine yemin etmiş…

Çok çok uzaklarda bir köye günler sonra yürüyerek varmış ve burada öküz arabaları yaparak, yanındakilere hep sevdiğinin güzelliğini anlatarak, türküler yakarak hayatının geri kalanını geçirmiş…

Ülkemizin yetiştirdiği en büyük âşıklardan biri olan Neşet Ertaş’ın babası ve yine bir âşık olan Muharrem Ertaş’ın çırağı Hacı Taşan, bu türküyü kültürümüze kazandırmıştır…

Kırşehir’in çıkardığı en büyük âşıklardan biri olan Türkmen Abdal halk ozanı Hacı Taşan, bu türküde Türk kültüründeki ‘turna’ simgesini kullanmıştır. Ülkemizin İç Anadolu Bölgesi’nde sıklıkla ‘allı turna’ olarak adlandırılan kuş, aslında bildiğimiz flamingodur. Renginin kırmızıya kaçan bir pembe olmasından dolayı “allı turna” denir. Allı turnalar göçmen kuşlardır. İlkbaharda Türkiye’ye gelen kuşlar, Kasım ayı gibi Afrika’ya göç ederler…

Allı turnam ne gezersin havada?
Devrildi arabam, kaldım burada.

Gülüm gülüm, kırıldı kolum.
Tutmuyor elim turnalar hey…”

“Allı Turnam” gibi kısa kısa hikâyeleriyle birlikte nice türkü, şarkı ve tabi ki Mersin Marşı…

Hepsinin de düzenlemeleri Mersin Üniversitesi Devlet Konservatuvarı akademisyenlerinden Duygu Deniz Demirel hocama ait. 3 aydır koristleriyle çalışıyorlar, çabalıyorlar, emek ve zaman veriyorlar. Güzel olacak diye düşünüyoruz. Şeref verirsiniz, bekliyoruz…