Şadan KÖSE

Ben insanlarla tanışalı çok yüz yıllar oldu. 

Bana birçok isim taktınız, kenevir dediniz, endüstriyel kenevir dediniz, esrar dediniz, marihuana dediniz, ot dediniz. 

Ben aslında geçmiş tarihinize bakarsanız en çok ekilen bir bitkiydim. Keyif veren yanım sadece buzdağının görünen tarafı.

Binlerce yıldır siz insanların hizmetindeyim sizin ilacınızım, besin kaynağınızın, yağınızım. Evinizim, arabanızım, geminizin bir parçasıyım.

Bu ne zamana kadar sürdü. Beni beğenmeyip şeytanın işidir suçlaması yaptığınız zamana kadar devam etti.

Aslında ben mucize bir bitkiyim ne zaman farkına varacaksınız çok merak ediyorum.

Siz benim tarihimi de bilmiyorsunuzdur. Bak size anlatayım. Ben on iki bin yıldır Çin denen ülkede yaşıyorum orada varlığımı sürdürüyorum. Bir süre sonra dünyanın her yerine yayıldım. En çok da orta Asya da bana önem verdiler. 

Beni önce denizciler keşfettiler çünkü onların işine çok fazla yarıyordum. Beni gemi yapımında kullandılar. Geminin halatlarını benim sayemde sağlamlaştırdılar.

Gittikleri yerde lazım olacağımı bildikleri için tohumlarımı yanlarında taşıdılar her gittikleri yerde tarlalara ektiler.

Sadece halat yapımında değil, gıda olarak da kullandılar. Ara sıra kafaları çekip rahatlamak için de kullandılar ama bunu doğru olarak yaptıklarında ilaç yerine geçtim. 

Bir süre sonra o beni herkesin sevdiği olmazsa olmaz diye yanınızda taşımaya başladığınız yıllar geride kaldı. Benim yerime başka şeyler icat etmeye başladınız. Ben bir tarafa savurup attınız. 

Siz ne diyorsunuz ona bilemedim ama benim karanlık çağlarım başladı.

Siz insanlar pamuk diye bir şey daha icat ettiniz.

Hâlbuki yetişmesi benim gibi kolay olmayan bir bitkiydi. Çok fazla su istiyordu. Bir tişört üretecek kadar pamuk yetişinceye kadar üç ton suya ihtiyacınız vardı. 

Aslında üç ton su siz insanların üç yılda içtiği su ihtiyacı kadardır. 

Sadece Hindistan da kullanılan tarım ilaçlarının yüzde elli dördü pamuk tarlalarında kullanılıyor.

Sonra benden kâğıt üretmekten de vazgeçtiniz yerine ormanları keserek ağaçları kullanmaya başladınız. Aslında ağaç yüz yüz eli yılda zor yetişen bir bitki türüydü.  Bunun için kesilen ağaçların yerine yenisini yetiştirmek on yıllar aldığı için bir anda ormanlar yok olmaya başladı.

Ormanlar yok olunca oksijen yok olmaya, daha sonrada erozyon başladı. Orman yetişecek topraklar yok olmaya başladı. 

Siz insanlar hâlâ benim varlığımı yeniden keşfetme yoluna gitmediniz. 

Bunun yerine toprağın altından ne zorluklarla çıkardığınız kara şeyden ne diyordunuz onun adına, ha hatırladım petrole bağımlı hale geldiniz.

Petrol bazlı ürünler icat ettiniz gemilerin halatlarını ondan yapmaya başladınız. 

Daha da ileri giderek o petrol üreticisi zengin insanların sayesinde beni sadece keyif veren yanım öne çıkarılarak beni zararlı bir bitki olduğuma devlet yöneticilerine inandırdınız. 

Yüzyıllarca mucize bitki dediğiniz bana tu kaka dediniz yasakladınız. Adımı yasaklı bitki koydunuz. 

On dokuzuncu yüz yılda içinde Türkiye’de olan birçok ülkede ekimi önce kısıtladınız. 

Sonrada tamamen yasakladınız. 

Şimdilerde akıllı insanlar, siz onlara bilim adamı diyorsunuz onlar benim üzerimde uzun araştırmalar yapmaya başlayınca beni yeniden keşfetmeye başladınız. 

Hatta birçok yerde benim daha faydalı olduğumu özelliklede inşaat sektöründe keşfedildim. 

Dünyanın karbon emisyonunun nerdeyse yüzde kırkından sorumlu inşaat sektöründe keşfedilmek beni az da olsa mutlu etti. Bu sektörde bunu değiştirmek için benden faydalanmaya başladınız. 

Önce yalıtım malzemesi olarak kullanmaya başladınız. Bu konuda beni iyi ki keşfettiniz. Neden mi? Çünkü ben odanın içindeki ısıyı dışarıya daha az çıkmasını sağlıyorum böylelikle insanlara müthiş bir enerji tasarrufu sağlamış oluyorum. 

Şimdilerde o akıllı adamlar sayesinde binaları boyamalarda da ben den faydalanmaya başladınız. Benimle boyadıkları odalara zararlı sinek, böcek gibi haşerelerin gelmediğini görünce insanların çok hoşuna gittim. 

Binalarının dış cephesini boyadıklarında, güneşten, nemden, yağmurdan, rüzgârdan etkilenmeden yıllarca kalabildiğimi görünce, cebinizden daha az para çıkacağını fark ettiniz. Beni daha çok sevdiniz ve benden kenevir betonu icat ettiniz. 

Şimdilik kullanımı çok fazla olmasa da zamanla çoğalacaktır.

Siz insanlar yeni bir icadı kullanmaktansa alışkanlıklarınıza devan etmeyi seviyorsunuz. Yeniliğe çok fazla açık değilsiniz.

Hepinizi kastetmiyorum ama içinizde akıllı insanlar var zaten onların sayesinde beni keşfettiniz.

Yüzlerce yılda yetişen ağaçların yerine beni dikseniz havadaki karbon miktarını da azaltırım çünkü ben daha çok karbon emerim. O diktiğiniz ağaçların nerdeyse dört katından daha fazla karbon emerim bu da size daha temiz ve daha çok oksijenli bir hava demektir. Siz insanlar ne zaman bunu anlayacaksınız. 

Yeni yeni dünyada bana sahip çıkmaya başladılar benim kökümden, yaprağımda, gövdemin kabuğundan, liflerinden, sizin içinizdekine kan dediğiniz benim içimdekine süt veya sıvı dediğiniz enzimden yararlanmayı öğrenmeye başladınız. İşte bu beni mutlu ediyor, beni sevin ben sizin dostunuzum. 

Sonra benim koruyuculuğumda çok önemli! 

Mesela tarlaya ektiğiniz zaman içimizde bir dişi tohum görürsek onu korumak, onun daha iyi daha gür yetişmesi için dişinin etrafındaki binlerce erkek tohum arkadaşım kendisini imha ettiğini bilmiyordunuz değil mi? 

Dünyada hızla yayılan kadına şiddet olayı varken bizim yaptığınıza bakın. 

Bir de beni bitki diye küçümsüyorsunuz. Ben, düşünen, yaşayan bir canlıyım sizden farkım, dişilerimizi korumam onlara zarar vermemem.