Mersin’de bir hafta içinde kentin en önemli ürünü narenciye ile ilgili iki büyük uluslararası organizasyon yapıldı.

Başarısız Uluslararası Narenciye Kongresi’ni ve başarılı Uluslararası Narenciye Festivali’niaynı hafta içinde yaşadık.

En azından, geçen yıllara kıyasla çok daha başarılı Uluslararası Narenciye Festivali biraz olsun Kongre başarısızlığını unutturdu.

Narenciye Festivali ile ilgili ilk yazımı yazalı on yıldan fazla zaman geçmiş.

İlginç notlarım var o günkü yazımdan;

*        *        *

Narenciye Birlik Başkanı’nın ‘’Narenciye kötü giderse terör gelir” sözünü hatırlıyorum.

Anarşiyi, terörü, sokakta taş atan çocukları, biraz da ekonomik sebeplere dayandırıyor, narenciye sektöründe çalışan çok sayıda insanın geçimini sağladığından, bunun kentin huzuruna yansıyacağını kastediyor, panzerlerle anılmak istemiyoruz diyordu.

Birlik Başkanı’nın sözleri bu festivalin, daha doğrusu narenciyenin kent için bir festivalin çok ötesinde önemini vurguluyordu.

*        *       *

Biz bugün kentimizde bir festivalin nasıl birleştirici etkisi olduğunu görüyoruz. Her semtten, her dilden, her dinden, her mezhepten insanlar bir aradaydı.  Beraberce, dostluk içerisinde eğlendiler, festivalin tadını çıkardılar.

Bu yıl festivalde Suriyelilerin dışında çok sayıda Rus ve Ukraynalıları gördük.

Bu Mersin’in geleneksel barış ve hoşgörüsünü en güzel şekilde yansıtıyordu.

Festivalde gerçek bir kent birlikteliğini vardı. Belediye Başkanları, Milletvekilleri, Kurum Müdürleri hepsi oradaydı.

Birçokları da stantlarının başında oldular, halkımızla sohbet ettiler.

Son zamanlarda kentimizde varlığını ve kente katkısını daha çok gördüğümüz ve Mersinlilerle dost ilişkiler içinde olan Mersin Liman İşletmeciliği Genel Müdürü Johan Van Daele’nin bizzat kendi stantlarına yardımcı olması, çocuklara hediyeler vermesi çok anlamlıydı.

Yine Gastroshow programında Venezuela Büyükelçisi’nin Dünya Master Şefler Birliği Türkiye Başkanı Fikret Özdemir ile birlikte yemek yapmaları festivalin en ilginç etkinliklerinden biriydi.

Her seferinde yazdığım köşe yazılarında, bu festivalin ne kadar başarılı olduğunu vurgularım. Bu bakımdan, yazdıklarımı tekrar etmeyeceğim.

Yine o günlerde, yani on yıl önceden itibaren her fırsatta yazdığım üzere: Bütün festivaller Turunçgil Festivali adı altında toplanmalı, en az bir hafta boyunca kutlanmalı ve bir karnaval – şenlik şeklinde olmalıdır, yineliyorum.  

Mersin’de artık bir kaç yüz kişinin ilgi gösterdiği, yüksek maliyetli sözde uluslararası festivallerden(?) vazgeçilmeli;  çünkü elimizde yüz binlerin katıldığı bir festival var.

*               *                     *

Katılımcılardan narenciye konusunda uzman Prof. Dr. Önder Tuzcu ilk kez 1951 yılında Narenciye Sempozyumunun yapıldığını anlattığı konuşmasını ve gelecek yıllarda Uluslararası Narenciye Sempozyumu’nun Mersin’de yapılmasını önerdiğini hatırlıyorum.

İlginçtir 1951 yılında yapılan Narenciye sempozyumundan 70 yıl sonra, daha da önemli bir etkinlik olan Uluslararası  Turunçgil Kongresi kentimizde yapıldı.

O günlerde:

*Narenciye çeşitleri, meyve suları olmalı,

*Narenciye reçelleri, tatlıları tanıtılmalı,

*Portakallı şarkılar, türküler, şiirler olmalı,

*Folklor olmalı, portakal zeybeği olmalı,

*Opera olmalı, Devlet Korosu olmalı,

*Romenler Dans Grubu olmalı,

*Narenciye ile ilgili sempozyumlar yapılmalı,

*Akib öneriler getirip katkı sunmalı,

*Yeni fikirler, yeni tatlar geliştirilmeli,

*Cezeryeye portakal, tantuniye turunç suyu,

lokuma, şekere  limon konmalı…

diye yazmıştım .

*                 *                 *

Bugün festivalde gördüğüm bazı hoş ayrıntılardan da söz etmek isterim:

*Güvenlikçilerin narenciye resimli kıyafetleri vardı.

*Divan otelinde girişte bir narenciye büfesi hazırlanmıştı. Asansörlerde de narenciye reklamları vardı. Bu da otelde kalan ulusal basın mensupları için Festivali daha etkileyici ve vurgulayıcı bir ayrıntıydı.

*Çok sayıda narenciye fidesi dağıtıldı. Bunlar toprakla buluşunca festivalin bir başka katkısı görülecek.

*Büyükşehir Belediye standında kurutulmuş narenciye dilimleri ve narenciye motifli kurabiyeler ikram edildi.

Festivalde çok sayıda tanınmış ulusal yazar ve basın mensubunun davet edilmesinin, önümüzdeki günlerde Mersin tanıtımı açısından ne kadar yararlı olduğunu göreceğiz.

Tabii Sn. Valimizin başından beri her konuda verdiği desteği biliyoruz.

Dahası, ilk kez bir Valimizin 4 saat gibi uzun bir süre festivalde kalmasını ve ikinci günde festivalde bulunmasını memnuniyetle izledik.

Halkımızla sohbet etti, her isteyenle kırmadan birlikte fotoğraf çektirdi.

Halkımız da, gönüldaşı olan bir Vali ile birlikte festivali kutlamaktan çok mutlu oldu.

Yine her zamanki gibi Ticaret Borsa Başkanımız Abdullah Özdemir yönetiminde kusursuz bir festival yaşadık. Kendisini ve emeği geçen ekibini kutluyorum.

Sn. Valimize ve tüm Belediye Başkanlarına destekleri için şükranlarımı sunuyorum.

HARUN ARSLAN…..15 Kasım 2022